Şifa Oluyor…

Ekim 2018

Meditasyon, inziva, sessizlik kampları, şifa çemberleri…Son yıllarda popülerliği artan şifa yolları, kökenleri milattan önceye uzanan kadim öğretiler… Bugün bu çağda, özellikle de tüketimin, hızın ve hareketin ulaşabildiği en uç noktada, yine dönüp çapayı geçmişe atıyoruz sanki.

İnsan zihni yaşadığı her zorluğa bir çözüm bulma gayretinde; yüz yüze iletişim kuramıyorsa sanal olanı yaratıyor, aynı anda birden fazla şeyi yapamıyorsa robotunu icat ediyor, kullandığı makineye hız katıyor, kazancına hep daha fazla kazanç katmak istiyor. Ve aslında tüm bu hızın, hareketin içinde insan bir şeyi, hem de önemli bir şeyi unutuyor; yarattığı hızın aksine yavaş, durmaya ve anlam üretmeye ihtiyacı olan bir canlı olduğunu… Unutuyor ve sonra her şey karmaşık bir hal aldığında, panik içinde çıkışı arıyor. Meditasyon öğreniyor, inzivalara gidiyor; sessizlik kamplarına… Binlerce yıl önceden bugüne uzanan, insana iyi gelmiş bu kadim öğretiler insan ruhsallığı için çok kıymetli şifa yolları… Ancak bugün geçmişten farklı olarak insan, dokunduğu her şeyi de tüketimin bir parçası yapma eğiliminde. Gidilen bir meditasyon çalışması sonunda kişi, “10 haftalık bir paket” “satın alarak” “Meditasyon Eğitmen Eğitimi”ne hak kazanabiliyor. Şifa için yola çıkmışken, deneyiminin kendi bünyesinde metabolize olmasına, olgunlaşmasına alan açmak yerine, dokunduğu şey henüz hücrelerine değmeden yine pazarlanmak üzere ambalajlanıyor. Oysa ruhu bir zaman önce, panik içinde ne yapacağını bilemezken atmıştı çapayı oraya ve şimdi yine hızın, tüketimin, harcamanın, “hep daha fazla”sının içine düşüyor insan ve fark etmiyor…

İnsan olmak… Hem ilkel ihtiyaçları ve enerjisi olan bir bedene sahip olmak, hem de o bedenin içindeki kırılgan ruhsallığı korumak… Ekonomi, politika, felsefe, psikoloji… Başlık ne olursa olsun, sanırım hepsi dipte derinde bir ortaklık taşıyor; ruh ve beden, arzu ve yasak, açlık ve tokluk, daha fazlası ve daha azı arasında savrulan insan denge arıyor, dengede duramadıkça huzur bulamıyor. Ancak iki şiddetli uç arasında, ortalarda bir yerde durabildiğinde biraz nefes alabiliyor. Dengeyi kaybettiğinde ruhsallığına tahammül etmesi zor bir huzursuzluk hakim oluyor. İşte o zaman ihtiyacı olan huzuru tekrar aramaya çıkıyor.

Meditasyon, şifa çemberi, inziva gibi spiritüel şifa alanlarına bilinçli farkındalığı, farklı kuramlardan psikoterapiyi, psikanalizi, nörobilimi ve nöropsikanalizi de ekleyelim… Hepsinin ortaya çıkışı, insanın kendisine ve ötekine yardım etme ve şifa yaratma niyeti ile… 20. yüzyılın bilgiyi parçalar halinde muhafaza eden, disiplinler arası işbirliğine kapalı ruhuna uygun olarak, tüm bu şifa kaynakları da uzun zaman birbirleri ile entegre olmamak için yoğun direnç göstermişken, bugün bilimsel çalışmalar bu kaynakların aslında – başkalaşmış da olsa – bazı kesişme noktaları olduğunu söylüyor. Bu şifa alanlarının nasıl şifa verdikleri üzerine düşündüğümüzde ortak bir zemin karşımıza çıkıyor. İçinde kabulün ve şefkatin olduğu bir farkındalık zemini. Hem bir klinik psikolog olan, hem de kendisini Budist öğretilere adamış Jack Kornfield, “Bilge Kalp” (The Wise Heart)* adlı kitabında Klasik Psikanaliz, Bilişsel Davranışçı Psikoterapi, Gestalt Terapisi, Bilinçli Farkındalık ve Budizm arasında önemli bir bağ kuruyor; tüm bu şifa yollarının insanın ıstırabı ile ortaya çıktığını ve şifanın da ancak kabul ve şefkat zemininde bir farkındalıkla olabileceğini belirtiyor. Bir kuramın içinde dönen “kapsama”, “tarafsızlık”, “aynalama”, “yansıtma” kelimeleri, diğer bir kuramda “şefkat”, “kabul”, “dönüşüm” oluyor, bir diğerinde “regülasyon”, “zihinselleştirme” kelimeleri ile yer değiştiriyor. Kelimeler değişiyor, ayrışıyor; oysa insana dokunan, şifalandıran yollar kesişiyor.

Çabuk tüketmez, harcamaz, koşmaz tahammül edip beklersen, gerçek şifa, o zaman oluyor; gözlerini kapatıp içeride olanları sabırla gözlerken; içinde bulunduğun anı bilinçli olarak fark edip, onu şefkatle karşılarken; günlerce sessizlik kamplarında, davranmadan sadece bekleyip, içinde olan bitene şahit olurken; seansta yoğun duygularla sarsılırken, ne olursa olsun orada olacağını bildiğin psikoterapistin sana eşlik ederken; bir psikanalistin odasında yıllarca, sabırla çalışırken, bitmeyen meseleler karşısında çaresizliğini kabul ederken…

Gülbin Öztürk Tüter

• Kornfield, J. (2008). The Wise Heart. Random House, Inc., NY.