Gidilmeyen Yol

Mart 2018

Gidilmeyen Yol

Sarı bir ormanda ikiye ayrıldı yolum,
ikisinden birden gidemediğim ve yazık ki
tek yolcu olduğum için üzgün, uzun uzun
baktım görene kadar birinci yolun
otlar çalılar arasında kıvrıldığı yeri;

sonra öbürüne gittim, o kadar iyiydi o da,
ve belki çimenlik olduğu, aşınmak istediğinden
gidilmeye daha çok hakkı vardı; oysa
oradan gelip geçenler iki yolu da
eş ölçüde aşındırmıştı hemen hemen,
ve o sabah ikisi de uzanıyordu birbiri gibi
hiçbir adımın karartmadığı yapraklar içinde,
ah, başka bir güne sakladım yolların ilkini!
ama bilerek her yolun yeni bir yol getirdiğini,
merak ettim geri gelecek miyim diye.

İç geçirerek anlatacağım bunu ben,
nice çağlar sonra bir yerde:
bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben –
ben gittim daha az geçilmişinden,
ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.
Robert Frost (1916) Çeviri: Selahattin Özpalabıyıklar
Robert Frost’un “Gidilmeyen Yol” şiiri, Amerika’nın en sevilen, en bilinen şiirlerinden biri olarak görülür ancak eleştirmenler bu şiirin aynı zamanda en fazla yanlış yorumlanan şiir olduğunu da belirtir. New York Times Şiir Eleştirmeni David Orr (2016) insanların şiiri bireyselci bir yaklaşımla ele alarak, insanın kendini var etmesinin ve harekete geçmesinin önemini vurgulayan bir eser olarak yorumladıklarını söyler.
Frost’un dizelerini yorumlayan David Orr,
“ben gittim daha az geçilmişinden,
ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.”
dizelerinin, aslında vazgeçmemeye, risk almaya, günümüzde gittikçe bireyselleşen ve Amerikanvari bir “yapabilirim” söylemine denk düşmediğini vurgular. Sanılanın aksine, Frost şiirin genelinde bir bilinmezliğe ve belirsizliğe ve bu durumun insanda yarattığı kaygıya dokunur.
Şiirin ilk dizelerinde beliren iki yol, birbirine benzer ölçüde “iyi” ve “denk” –miş gibi görünür ve bu benzerlikle kişide kararsızlık ve kafa karışıklığı yaratır. Bu karışıklık öyle yoğundur ki kişi biri diğerinden çok da farklı görünmeyen bu iki yol arasında belki de rastgele bir seçim yapar. Bu seçimle birlikte sanki iki yol birbirlerine olan benzerliklerini kaybeder ve şair son dizelerde şaşırtıcı bir biçimde gidilen yolun “az geçilmiş” ve “fark yaratan” oluşuna vurgu yapar. Sanki şiirin başındaki kafa karışıklığı ve rastgele seçim yerini bir anda kişinin yaşamında “çağlar sonra” dahi anımsayacağı bir netliğe ve memnuniyete bırakır. Şiirin sonunda dizelere yansıyan bu netlik ve tatmin bir yana, şiirin başlığı “Gidilmeyen Yol” dur. Bu tezatlıkla Frost aslında insanın ruhsal gelgitlerini çarpıcı bir biçimde gözler önüne serer. Şiirin içindeki yol da, şiirin kendisi de insanın algısı ve ruhsal çatışmaları ile biçim değiştirir.
Seçim yapmak, ötekine rağmen birini seçmek insanda, ötekini seçseydi neler farklı olurdu, yaşam nasıl farklı şekillenirdi bilemediği ve bilmemeye tahammül etmek zorunda kaldığı bir durum yaratır. Bu ötekinden vazgeçmek durumu, bir nevi ötekinin kaybı ve kaybın yasını tutmak demektir. Kaybetmek ve ardından yas tutmak duygusal olarak zorlu bir süreçtir ve insan bu zorlukla baş edebilmek ve ruhsal olarak hayatta kalabilmek için türlü yollar bulur kendisine.
Psikanalist Leo Rangell’in (1969) öne sürdüğü gibi insanın seçimleri geçmiş hikayesinin zihinsel temsilleri ve bilinçdışı işleyişlerin etkisi altındadır. Bir seçim yapmak gerektiğinde bu etkilerle kişi harekete geçer ve kişinin arzuları ve zihinsel temsilleri ile sorumluluklar, toplumsal ve ahlaki değerler, idealler arasında bir denge kurarak insanı bir seçime yönlendirir. Yapılan seçim sonrası yaşanan tatmin ile seçimin kişide yarattığı çatışmalar benlik tarafından tekrar değerlendirilir. Değerlendirme sonucunda kişi güvende hissedebilir ya da onaylanmayacağına, yanlış yaptığına ya da cezalandırılacağına dair kaygı yaşayabilir. Seçim yapmak için harekete geçen benlik bu sefer de seçimin içeride yarattığı çatışmada bir uzlaşım yaratmak için harekete geçer.
Bazen “İyi ki seçmemişim ötekini” der kişi, ötekinin ne kötü olabileceğini düşünerek, ötekine olan yoğun arzusuna yabancılaşır ve iç dünyasındaki çatışmada bir uzlaşım yolu yaratır; bazen “keşke bunu seçmeseydim” der ve ekler “ama başka bir seçeneğim yoktu”, böylelikle kontrolü kadere teslim eder ve son bulur pişmanlığı; bazen de Frost’un son dizelerinde olduğu gibi “Ben gittim daha az geçilmişinden ve bütün farkı yaratan bu oldu işte” diyerek öyle bir illüzyon yaratır ki altını çizdiği bu görkemli var oluşla tüm çaresizliği, pişmanlığı, kafa karışıklığı bir anda yok ol -muş gibi olur. Şiirin başında var olan karışık duygulanım da işte bu illüzyonla bir anda yok ol –muş gibi olur. Böylelikle insan ruhsal gerilimden kurtulur ve ruhsal olarak hayatta kalır.

Yollar ve yol ayrımları, fark yaratanlar, gidilmeyenler… Belki de şairin şiirde hissettirdiği gibi, hangi yolun hangisinden daha iyi, rahat, konforlu ya da verimli olduğu algısı aslında insan zihninin ve ruhsallığının bir oyunudur. Bu oyunda kişi seçtiği ve gittiği yoldan bir pişmanlık hikayesi de çıkarabilir, başarı hikayesi de; gidilmeyen yol ise tatmin olmamış bir arzu olarak ruhsal çatışma yaratabilir ve insan bu durumla türlü illüzyonlar yaratarak baş etmeye çalışabilir ya da bu durumun yarattığı kayıp hissini kabul edip, kaybın yasını tutmayı seçebilir.

Gülbin Öztürk Tüter

________________________________________
Kaynak:
Orr, D. (2016). The Road Not Taken: Finding America in the Poem Everyone Loves and Almost Everyone Gets Wrong. Penguin Press. Rangell, L. (1969). Choice-Conflict and the Decision-Making Function of the Ego: A Psychoanalytic Contribution to Decision Theory. Int. J. Psycho-Anal., 50:599-602.